Aylık arşivler: Şubat 2017

Meryem Suresi’nden DERSLER

Zekeriyya as’ın duası

 

1,2 – Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad. 2- (Bu,) Rabbinin, kulu Zekeriya’ya rahmetinin zikridir.

3,4 – Hani o, Rabbine gizlice seslendiği zaman;  Demişti ki: “Rabbim, şüphesiz benim kemiklerim gevşedi ve baş, yaşlılık aleviyle tutuştu; ben Sana dua etmekle mutsuz olmadım.”

5, 6 – “Doğrusu ben, arkamdan gelecek yakınlarım adına korkuya kapıldım, benim karım da bir kısır (kadın)dır. Artık bana Kendi Katından bir yardımcı armağan et.” “Bana mirasçı olsun. Yakup oğullarına da mirasçı olsun. Rabbim, onu (kendisinden) razı olunan(lardan) kıl.”

7, 8 – (Allah buyurdu:) “Ey Zekeriya, şüphesiz Biz seni, adı Yahya olan bir çocukla müjdelemekteyiz; Biz bundan önce ona hiçbir adaş kılmamışız.” Dedi ki: “Rabbim, karım kısır (bir kadın) iken, benim nasıl oğlum olabilir? Ben de yaşlılığın son basamağındayım.”

9, 11 – (Ona gelen melek:) “İşte böyle” dedi. “Rabbin dedi ki: Bu Benim için kolaydır, daha önce sen hiçbir şey değil iken, seni yaratmıştım.” Dedi ki: “Rabbim, bana bir alamet (ayet) ver.” Dedi ki: “Senin alametin, sapasağlam iken, üç tam gece insanlarla konuşmamandır.” Böylelikle (Zekeriya) mescidten kavminin karşısına çıkıp onlara (şu anlamları) işaret etti: “Sabah akşam tesbih edin.”

12, 15 – (Çocuğun doğup büyümesinden sonra ona dedik ki:) “Ey Yahya, Kitabı kuvvetle tut.” Daha çocuk iken ona hikmet verdik. Katımız’dan ona bir sevgi duyarlılığı ve temizlik (de verdik). O, çok takva sahibi biriydi. Ana ve babasına itaatkardı ve isyan eden bir zorba değildi. Ona selam olsun; doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağı gün de.

Bu Ayet-i Kerimelerde bizlere anlatılmak istenen öncelikle Zekeriya as’ gizli gizli dua etmesidir.Zekeriyya a.s’ın neden duasını açık bir şekilde değil de gizli gizli ettiği hususunda müfessirlerin ortak görüşü duasının ihlaslı ve samimi olmasını istediği için bu şekilde dua ettiği yönündedir.

Zekeriya as’ın ALLAH’tan istediği nimet insanların anlayışına ve bilgisine göre imkânsız olan sıradışı bir şey. Kendisi yaşlanmış, karısı kısır olan Zekeriyya a.s ALLAH’tan bir çocuk istiyor. Eğer bu muradını sesli olarak söylemiş ve insanlara duyurmuş olsa, insanlar Zekeriyya a.s aklından şüphe edecekler O’nu ayıplayacaklar ve bu dileğinden vazgeçirmeye çalışacaklardı.Zekeriyya a.s’ın duasını gizli gizli etmesinin sebeplerinden bir tanesi insanların şevkini kırmasından korkmasıdır.. Yani belli bir seviyeye gelinceye kadar. hevesinin ve şevkinin kırılmaması için gizli gizli dua ediyordu. Bazen bizler de kendi kendimizi umutsuzluğa düşürüyoruz. bir şeyler yapmaya çalışıyoruz , birkaç deneme yapıyoruz , baktık olmuyor , heralde bu iş olmayacak, zaten bu güne kadar da yaşanmış benzeri bir olay yok, deyip kendi kendimizi vazgeçiriyoruz.

İnsanlar kendi standartlarının dışında , anlayışlarına uygun olmayan bir olayla karşılaştıkları veya  duydukları vakit hemen inkâr yoluna gidiyorlar; ama  Yukarıda zikrettiğimiz ayetlerden de anlaşıldığı üzere, bize imkânsız görünen, bugüne kadar yapılmamış birçok şeyin imkân dâhilinde olduğunu anlıyoruz. Peygamberlere verilen mucizelerin Allah’ın dilediği zaman nasıl gerçekleştiğine şahit oluyoruz. Bu sebeple Kuran-ı Kerim de ki bir çok ayet bizleri sıradan insanların yapmış olduğu rutin şeyleri yapmak, standart kalıplar edinmek yerine sürekli yenilik yapmak için gayret etmeye, yeni şeyleri araştırmaya sevk ediyor.Ama yeni birşeyler yaparken dikkatli olmak gerekiyor.İlk başlarda herkesin içinde bunu dillendirmeye kalkarsanız olurmu ya böyle şey, bu imkânsız gibi bir çok olumsuz söz ve harektlerle insanlar hevesinizi kırabilir.

Nasrettin Hocanın göle yoğurt çalma hikâyesi buna güzel bir örnektir.Hatta bu hikayede çok büyük bir hikmet vardır. Normal şartlar da göle yoğurt çalmak insanların nazarında imkânsız, hiç olmayacak bir şeydir.Asıl hikmet de tam burdadır işte. Aman Hoca  ne  yapıyorsun göl hiç yoğurt tutar mı diye sorduklarında o muhteşem cevap geliyor Nasrettin Hocadan; YA TUTARSA ? Nasrettin HOCA’nın YA TUTARSA cevabında bizim almamız gereken ki hikmet olumsuz düşünmek yerine hep olumlu düşünmeye ümit var olmaya çalışmaktır.İlim adamları şüpheci olmalıdır her olaya şüpheli yaklaşmalıdır genel kabul budur lakin şüpheyi her zaman olumsuz şekilden kullanmak büyük yanlıştır büyümenin ve gelişmenin önünde ki büyük engellerden bir tanesidir. Ya tutmazsa sorusu kadar ya tutarsa sorusunu da soranlar emin olun kazançlı olanlardır.Unutmamamız gerek bir şey var korku şeytandan Ümir RAHMAN’dandır. Müslüman her zaman ümitvar ve umutkar olmalıdır, olaylara, insanlara, eşyaya sürekli olumsuz bakmak yerine ya olursa, ya tutarsa diye olumlu yönünden bakmalıyız.

Bu konu da  bir muhteşem örnek daha vermek istiorum FATİH SULTAN MEHET HAN. Fatih HAN’dan önce bir çok kez Konstantiniye kuşatılmış ancak surlar geçilememiş ve bütün kuşatmalar başarısız olmuştur. Peygamber görmüş hatta yaşlılığı hat safa da olduğu için kendini ata bağlayarak kuşatmaya katılan Eyyübel ensari gibi bir sahabenin içinde bulunduğu ordu bile konstantiniyeyi alamamış. Ancak Fatih Han bu bütün bu başarısız girişimleri bilmesine, vezirlerinin ve paşaların inançsızlığına rağmen konstantiniyenin feth oluncağına iman etmiştir. Bu fethe olan imanı ona o güne kadar eşi benzeri görülmemiş şahi toplarını döktürme olanağı kılmış ve geçilemeyen surları delik deşik etmesini sağlamıştır.Önüne binbir türlü zorluk çıkmış ama FATİH HAN yılmamış, halice zincir çeken zeka karşısında bu iş olmayacak heralde vazgeçmeliyim dememiş Gemileri karadan yürütecek kadar zeki bir karşı akıl yürütmüş ve KONSTANTİNİYYE yi alıp,çağ açıp çağ kapamıştır. Bu ümidin ve umudun sonucudur.Bun olay da gözden kaçırmamamız gereken bir şey var o da Fatih Han’ın belli bir seviyeye gelen kadar bu fethi en yakınlarıyla bile paylaşmayıp gizli tutmasıdır.

Asıl konumuza dönecek olursak  Zekeriya a.s’ı  o kocamış yaşından sonra böyle bir dua etmeye sevkeden sebep neydi acaba ne oldu da bu yaşa kadar çocuğu olmamış birisi yaşlılık çağında iken ALLAH’TAN böyle bir niyaz da bulundu ?

Belki  artık Zekeriyya a.s da böyle bir şey beklemiyordu Belli bir süre geçtikten sonra O da böyle bir talepten belki de vazgeçmişti ; ama bir gün Meryem Validemizin odasına girdiğinde  Meryem validemizin sofrasında  O şartlarda mümkün olmayan,standart dışı ve alışılmışın dışında rızıklar, nimetler gördü ve şaşırarak Meryem Validemize bu nimetler sana nerden geliyor diye soruyor Meryem Validemizde Bu nimetler Rabbimin katından geliyor diyerek cevap veriyor.(bkz. Ali imran 37). İşte şahit olduğu bu olaydan sonra ZEKERİYYA a.s yeniden heyecanlanıyor ve hevesleniyor.Belki de vazgeçtiği artık ümidini kestiği bir dileğini istemek için tekrardan bir umut hissediyor.Evet ben fiziki olarak yaşlandım, hanımım da kısır ama ; Meryem’e bu nimetleri  veren Allah neden bana bir çocuk vermesin.Bana da bir çocuk verir diyerek kaybolan ümidini yeniden yeşertiyor.

Tabii yalnız kavli dua ile yetinmiyor.Bu duanın kabulü için gerekli olan fiili eylemleride duasıyla birlikte yerine getiriyor.Bizler de Zekeriyya a.s gibi kavli duamızı edeceğiz ama duamızla birlikte duamızın kabul olması için gerekli olan eylemleri de yerine getirmeye çalışacağız.

Bizlerde Rabbimizden sıradışı olan veya imkansız görünen bişeyleri istemekten ve bu konuda gereken gayreti göstermekten vazgeçmeyeceğiz. Bizim yaptığımız küçük bir olay veya sebep olduğumuz küçük bir gelişme bizim dışımızdaki insanların da harekete geçmesine  ve  heveslenmesine neden olacaktır. Biz farkında olmasak bile bizim hayatımızda rutin dışı bir olumlu gelişme , bize göre basit olan bir buluş bile başka insanların harekete geçmesine sebep olacaktır. Dolayısıyla biz ne kadar iyiliğe ulaşabilirsek, iyi şeyler yapabilirsek hayatta bizim hesap etmediğimiz çapta yeni gelişmelere, yeni buluşlara vesile olacaktır inşallah.

Biz yeni gelişmeler sağlarken bunu sadece dini manada değil teknoloji, tıp, kültür gibi hayatın her alanında uygulamaya çalışmalıyız. Bunu yaparken de bunların sadece o buluşu yapan kişiye faydası olmadığını, çevresindeki birçok insana da fayda sağlayacağını insanlara  anlatmamız gerekiyor.

Zekeriyya as dua ederken; ya Rabb’i bana bir oğul ver hem bana mirasçı olsun, hem de Yakup oğullarına mirasçı olsun diyor bu arada kavmine de sabah akşam tesbih edin diyor. Bana bir nimet veriliyor ama bu nimetten sadece ben kazanmayacağım. Teknik, tıp, kültür alanındaki buluşların gelişmeyi sağlayan kişiye elbette faydası olacak. Ama onun faydası tüm topluma yayılacaktır. Bu nedenle topluma sizde tesbih edin, katkıda bulunun her ne kadar çocuk bana verilmişse de bundan sizler de istifade edeceksiniz diyor.Dolayısıyla sizlerde de külfetine katılın.

Yahya as doğuşu.

Yahya as’ın doğuşu, İsa as’ın doğuşunun mukaddimesidir.Yani Yahya a.s’ın doğumu insanların psikoljik olarak İsa a.s’ın doğuşuna hazılanmasıdır.. Allah teala mukaddimesiz iş yapmaz. Allah Teâlâ’nın sünneti budur. İsa as doğrudan mukaddimesiz ön söz olmadan , hazırlıksız dünyaya gelseydi eğer insanların iman etmeleri çok zor olacaktı; ama ALLAH’U TEALA önce Yahya as’ dünyaya getiriyor .Yahya as.’ın doğuşu O güne kadar insanların görmediği ve beklemediği bir şey. Yaşlı bir adam ve kısır bir kadından bir çocuk meydana geliyor.Yahya a.s’ın doğuşu  ile insanlar ALLAH’ın sonsuz gücünü ve kudretini  bir kez daha görüyorlar. İnsanlar Allah neye kadir değil ki ? Biz Zekeriya as, öldü ölecek diye beklerken bir çocuğu oldu.  Allahın her şeye gücü yeter. Bu Allah’tandır diye İman ediyorlar.. Dolasıyla Yahya a.s’ın doğumuna şahit olan insanlar İsa as’ın babasız doğduğuna daha rahat iman edebileceklerdir.

Yahya doğuyor. Bu doğum büyük bir buluşun habercisi. Bir buluş olmuş, yeni bir gelişme olmuş ama bu daha büyük bir gelişmenin habercisidir. Ama çocuk direk mükemmel olarak doğmuyor. Bu bebeğin büyümesi beslenmesi, bakılması gerekiyor. Bizim de yaptığımız her hangi bir şeyin, buluşun, yeniliğin mükemmel olmasını hemen beklemememiz gerekiyor.

Arkadan İsa as geliyor. Daha büyük bir buluş.  İsa as babasız doğuyor. Bebekken insanlarla konuşuyor. Başta mükemmellik beklemememiz gerekiyor. Mükemmellik sonradan gelişerek ilerliyor. Dünyadaki bütün buluşlar hemen mükemmel hale gelmiyor. Bu nedenle yeni bir gelişme olurken insanların  bu girişime mutlaka destek olmaları gerekiyor.

insanların bu gibi gelişmeleri desteklemekten uzak durmaları ben yeni bir şey yaptım diyen insanların istismarcı olduğunu düşünmelerinden kaynaklanıyor. İnsanın olduğu yerde  istismar herzaman vardır ama istismar var diye yenilikten geri durmak gelişmeyi engeller. Yukarıda da bahsettiğimiz örneklerde olduğu gibi bir iş bugüne kadar başarılamamış olsa bile bugünden sonra da başarılamayacağı anlamı taşımaz.Bizler bu işin başarılı  olma ihtimaline binaen ya doğruysa diyerek hareket etmeliyiz. Göle yoğurt mu tutar mı diye değil  Ya tutarsa diye olumlu bakmalıyız.

Bir de  bu yapılan yeniliğe katkı sağlamadan önce bana ne kadar faydası olurdan önce bize zararı olup olmayacağına bakmamız gerekiyor.Yani bu yenilik bize ne fayda sağlayacaktan çok bu yenilik başarısız olursa benim ne kaybım olur sorusunu kendimize sormalıyız. Eğer Ben buraya şu kadar para veya zaman vereceğim. Aldatılırsam hayatım altüst olacaksa geri durmam lazım. İmkânı iyi olanlar destek versin diyeceğiz. Ama desteğimiz hayatımızı altüst edecek oranda değilse desteklemeyi tercih etmemiz lazımdır. Bu konuda sünnetullah şudur. Toplumsal değişimlere hep fakirler, alt tabakada olan insanlar katkı vermiştir. Dünyada gerek fikri, gerekse ideolojik, ticari veya, siyasi olsun değişimleri esas yüklenenler toplumda alt tabakada olan insanlardır. Bu da toplumun bir gücünü gösteriyor. İnsanlar benim etim ne budum ne diyor. Benden ne olacak diyor ama küçük şeyler birikince toplumsal bir dönüşüm gerçekleşiyor. Zaten refah içinde olanlar tarih boyunca hiçbir zaman toplumsal dönüşüme ön ayak olmamışlardır. Dolayısıyla bu bizim için bir şeref olmalı ticari şehitlik veya gazilik.

Ticari şehitlik ticari gazilik.

Nasıl ki cephede yani askeri sahada savaş kazanmak için mücadele ederken şehitler veriliyor, gaziler oluyorsa, ticarette aynı cephede ki savaş kadar önemli ve zordur. Ondan dolayı Peygamberimiz kıyamet gününde dürüst tüccarla benim aramda şu kadar fark olacak diye parmaklarını birleştirerek gösterir. Siyasette buna dahildir. Biz hayatı parçalamayacağız. Yaptığımız her şeyin bu dünyaya yönelik bir yansıması bir de ahirete yönelik bir yansıması ve sonucu vardır. Ancak dünya ayrı, ahiret ayrı değildir. Ticaret ayrı din ayrı demeyeceğiz. Dolayısıyla toplumsal gelişime sebep olacak buluşlar için vereceğimiz her türlü destek de  böyledir. Biz toplumsal dönüşüme katkıda bulunurken, ticareti geliştirelim, müslümanlar söz sahibi olsun dediğimiz zaman, illaki orada yaralananlar olacaktır;çünkü Kurbansız, şehitsiz zafer olmaz. Eğer zafer kazanacaksak bu savaşta da şehitler, gaziler olacaktır ve bizde bu kayıplara razı olacağız.

Bunlar neden oldu, niye oldu. Sayha, kombassan gibi holdingler çıkarken gayet iyi niyetle çıktı. Ama tecrübe yoktu. Bilmiyordu insanlar. Biz işlerimizi doğrulukla müslümanca yaparsak başarırız diyorlardı. Ama işin içine girince nasıl mücadele edeceğimizi bilmiyorduk. Sonradan tecrübe kazandı insanlar. Ondan sonra Müslümanlara ticaretin önü açıldı. Peki, orada şehit olan, gazi olan insanlar ne olacak? Oraya girerken hangi niyetle girmişse insanlar ona göre karşılığını bulacaklar. Kasap verdiğimiz kurbanı mundar etse bile, yanlış kesse, götürüp başka yere verse bile, o kendi hesabını verecek, ama bizim kurbanımız kabul olacaktır.

Önemli olan nedir. Elimizdeki imkanlar nispetinde, destek verdiğimiz, birlikte çalıştığımız insanların iyi niyetli olduğuna dair bir kanaat sahibi olmamız lazım. Ama kurbansız, şehitsiz mücadele olmaz. Allah İsrailoğullarına Filistin’e gidin savaşın da orayı fethedin deyince. Orda zorba bir kavim var. Bu zor bir iş. Sen Rabbin gidin savaşın biz burada oturur bekleriz diyorlar.  Ticarette de aynı şeyi söylüyor insanlar. Sen her türlü zorluğa katlan, zaferi kazan biz ondan sonra geliriz diyorlar. Önemli olan zorlukları birlikte göğüsleyebilmektir.

Çevresinde yoksa bile onun gibi insanlar başka yerde var. Onu bilecek orda değişimi sağlayacak. Başkaları da başka yerde değişimi sağlayacak. Ama yaptığı hiçbir şey boşa gitmiyor. Bunu bilecek insan. Orda iyi şeyler yaptıysa bu kolay olmayacak zaten. Zorlu işler zor olur. Ama bunun sonucunu biz görür müyüz görmez miyiz onu Allah bilir.

Zekeriya as. Dua ediyor. Yahya as doğuyor. İsa as doğuyor. Kıyamete kadar gelecek insanlar istifade etmeye devam ediyor. Meryem validemiz biliyor muydu bunu. Ne diyordu. Keşke ben sıradan bir insan olsaydım da ölüp gitseydim.

Biz şunu bileceğiz. Yaptığımız hiçbir şey boşa değildir. Ama karşılığını biz görür müyüz bilmiyoruz. Sonra mı olur, bilmiyoruz. Allah teala biz müşriklerin bazılarının cezalarını verir, sana gösteririz, bazılarını da göstermeyiz. İyilikler de aynı. Biz göremeyebiliriz sonucunu. Bizden sonrakilere yansır. Biz ölüp gitsek bile sevabı bize yazılır. Yaptığımız hiçbir şey boşa gitmez. Onun için biz çalışmaya, geliştirmeye devam etmeliyiz.

 

 

MUSTAFA UZUN